Home / HABERLER / Güreşiyorum portre 204.Bölüm Nurettin & Haydar Zafer, Cezmi..
Güreşiyorum portre 204.Bölüm Nurettin & Haydar Zafer, Cezmi..

Güreşiyorum portre 204.Bölüm Nurettin & Haydar Zafer, Cezmi..

Güreşiyorum/Portre; 204.Bölüm. Dünya Güreş Şampiyonları Nurettin & Haydar “ ZAFER” Kardeşler ; Cesaretleri ve sözlerine bağlılıkları ile bilinirlerdi. Yalan konuşmaz, yalan yere yemin etmez, doğru bildiklerini söylemekten çekinmezlerdi. Güreş sevdaları ile beraber öyle bir hayat hikayeleri var ki…Ben bir solukta okumaya çalıştım. Sizden ricam olacak; Az sonra hiç müdahale etmeden ,değiştirmeden ,Cezmi ZAFER kardeşimin ele aldığı makale ile sizleri baş başa bırakıyorum. Bu arada Regaip kandiliniz mübarek olsun. Hem Nurettin ,hem de Haydar ZAFER kardeşlere Allah rahmet eylesin. Baba ve amcanın Dünya şampiyonu olması ile ;Cezmi ZAFER’ ede güreşmek için yol gözükmüştü. Yüksek tahsil ve diğer nedenlerden dolayı Cezmi ZAFER’ in güreş hayatı kısa sürmüş, ancak güreşten hiç ama hiç kopmadı.
Ana başlıklardan;
1- NURETTİN ZAFER (1916-1991)
– Yaşar Doğu’ lu Türkiye Şampiyonası’nda göz dolduruyor, Kendi kilosunda dünyanın en uzun boylu güreşçisiydi. 1951 yılında 62 kiloda Dünya Şampiyonu oldu. Mindere son kez Yaşar Doğu’nun jübilesinde çıktı. İyi bir sporcu olduğu kadar müzisyen ve kültür adamıydı
2- HAYDAR ZAFER (1917-1994)
– Ağabeyi, Milli Takım’a giden yolda ilk hocasıydı. 1951 yılında 79 kiloda Dünya Şampiyonu oldu. 34 yaşında Milli Takım kaptanı olarak güreşi bırakıyor. Haliç Güreş Kulübü’nü kurarak yeni yetenekler keşfetti. Güreşe olduğu gibi hayata da bağlıydı.
-Son nefese kadar apsuva khabze, Hanzade Hanım’ın yiğitliği
Ve müthiş güreş ile dup dolu hayat hikayelerine başlıyoruz..
DÜNYA GÜREŞ ŞAMPİYONU ZAFER KARDEŞLER ;(Cezmi ZAFER)
Güreş camiası “yiğit” namının en çok kullanıldığı yerdir. Yiğitlik öyle bir unvandır ki sadece güçlü kuvvetli olmak yetmez, bir o kadar da yürekli olmayı gerektirir. Nice güçlü ve yürekli insanlar gelip geçmiştir bu sporun tarihinden ama sanmayın ki hepsi kendisini meydanda ya da minderde göstermiştir. Adı duyulmamış, cismi bilinmemiş, övülüp ödüllendirilmemiş yiğitleri de çoktur güreş dünyasının.
Hanzade Hanım da o yiğitlerden biriydi. Övgü ve ödülden uzak, kimsenin adını bilmediği, yüzünü görmediği gizli kahramanlardan… Abaza kökenli ailesi Osmanlı-Rus savaşı sonrasında, Rusların zoruyla Abhazya’nın Abzıp Bölgesinden Düzce’ye gelmiş bir göçmendi kendisi. Evliliğini, yurt bildiği Düzce’de aynı köklerden olan Tahir Bey’le yapmıştı. Dokuzuncu çocuğu dünyaya gelmek üzereyken eşini Çanakkale Savaşı’na uğurlamış, o cephede de kaybetmişti. Yokluğun, yoksunluğun kol gezdiği savaş yıllarında tüm varı yoğu bir çift hayvan ile karasaban olan, dört kız beş erkek çocukla bir başına kalan Hanzade Hanım için uzun soluklu bir mücadele de böylece başlamıştı.
Bu mücadelenin ilk elden tanıkları, sonraki yıllarda Türk ve Dünya tarihinde bir ilke imza atarak aynı turnuvada Dünya Güreş Şampiyonu olacak iki kardeşti. O kardeşler, Hanzade Hanım’ın çocukları Nurettin ve Haydar Zafer’di. Bir keçi ile 10 metre pazen ödülünü alabilmek için kafa kafaya verip Düzce’den Bolu’ya yürüyerek yağlı güreş müsabakasına katılmaları da, Avrupa’dan şampiyonluk ödülüyle dönmeleri de aynı mücadelenin birer parçasından ibaretti.
Dokuz kardeş için değişmeyen tek şey, kaç yaşına girmiş olurlarsa olsunlar annelerinin tedrisatından geçmekti. Çocuklarına küçükken dini eğitimlerini kendisi veren genç kadın, onları Abazaların “Apsuva khabze” adını verdikleri meşhur gelenek esaslarına göre özenle büyütmüştü. Apsuva khabze veya Apsuvara, insan ilişkilerini, aile ve toplumsal yaşamı, nezaket, sevgi, saygı ve hakkaniyet çerçevesinde ahenkli bir şekilde düzenleyen ilkeler manzumesiydi. Yazılı olmayan toplumsal bir anayasaydı. Bu anayasayı korumak için orduya veya herhangi bir güce de ihtiyaç yoktu. Tek yaptırım gücü ‘Pkhaşaroup’ yani ‘ayıptır’ sözcüğü idi. Müeyyidesi ise onurun zedelenmesi ve dışlanmaktı. Hanzade Hanım dokuz evladına tek tek aşılamıştı bu geleneği.
Herkes bilir ki, sporda, incitmeden rakibe meydan okumak bir sanattır. Birazdan kariyerlerinin özetini okuyacağınız, annelerinden dürüstlük, saygı ve sevgi içinde hayata meydan okumayı öğrenmiş iki sporcumuzun bu konuda birer sanatkâr olması kesinlikle tesadüf değildir.
NURETTİN ZAFER (1916-1991)
Dokuz çocuğunun sekizincisi olarak dünyaya gelen Nurettin Zafer, 1930’lu yıllara kadar nüfusunun tamamı Abaza olan Aybaşı köyünde büyüdü. Köy orman içinde ve yüksek rakımlıydı. Çocukluğu ve ilk gençliği bu köyde geçti.
Güreşe, 15-16 yaşlarında o dönemin en popüler sporu olan karakucak ve yağlı güreşle başladı. İlk defa kendi köyünde arkadaşlarının arasında güreşmeye başladığı zaman, önüne gelen herkesi yendiği için, içinde güreşe karşı bir heves uyanan Nurettin Zafer, kendini geliştirmek maksadıyla yağlı olarak yapılan her müsabakaya katıldı.
Bolu’da 1937 yılında düzenlenen bir yağlı güreş müsabakasında dönemin Kastamonu Valisi olan Mehmet Avni Doğan’ın dikkatini çekti. Vali Doğan tarafından Kastamonu’ya götürüldü. Avni Doğan’ın teşvikleriyle 1938 yılında tertip edilen Türkiye serbest güreş seçmelerinde Düzce’de 66 kiloda birinci olarak bölge birincilik karşılaşmaları için Bolu’ya gitti. Yapılan bölge birincilik seçmelerinde 66 kiloda şampiyon oldu. Mıntıka şampiyonluklarına katılmak üzere Kastamonu’ya gitti. Kastamonu’da, Kastamonu, Çankırı, Çorum bölge şampiyonlarının da katıldığı mıntıka birinciliğini de kazandı. Başarılı ve gelecek vadeden bir güreşçi olduğundan dolayı Vali Doğan’ın yardımlarıyla Ankara silah fabrikasında işe girdi. Böylece geçim kaygısı da ortadan kalktı. Kastamonu Güreş Takımı kadrosuna alındı. Kastamonu’da kaldığı yirmi ay zarfında serbest ve grekoromen güreşlerinin inceliklerini öğrendi. Zafer’in minder güreşinde başarılı bir şekilde yetişmesinde en birinci âmil, Kastamonu güreş takımındaki hocası Kâmil Türel’dir.
Yaşar Doğu’lu Türkiye Şampiyonası’nda göz dolduruyor
Kastamonu güreş takımı ile 1938 yılında Ankara’da düzenlenen Türkiye Şampiyonası’na katıldı. Yapılan seçmelerde İzmir ve İstanbul birincisi ile Balıkesir güreşçilerini de tuş ve ittifakla yendi. Yeni takımıyla 66 kilonun ve Türkiye’nin yetiştirdiği güreş efsanesi Yaşar Doğu ile başa baş bir güreş çıkarınca tüm dikkatleri üzerinde topladı.
Daha sonra Kastamonu güreş takımından ayrılarak Ankaragücü kulübüne girdi. Ankaragücü’nde hocası Necati Tokbudak nezaretinde sıkı bir şekilde çalışmaya başlayarak İzmir Fuar müsabakalarında 61 kilo serbest birincisi olarak çalışmalarının ilk mükâfatını gördü. 1941 yılında 66 kiloya yükselerek yine fuar müsabakalarında sıkletinin birincisi oldu. İlk milli karşılaşmasını 1948 senesinde İstanbul’a gelen İsveçlilere karşı yaptı. Milli formayı ilk giymenin heyecanı ve karşısındaki rakibinin Dünya üçüncüsü olmasından epey heyecanlanan Nurettin Zafer, heyecanına rağmen 62 kilo dünya üçüncüsü olan Nilson Andenberg’i 11 dakika 28 saniyede yenerek yaptığı ilk milli karşılaşmasını kazandı. Ankara’da yapılan temsili karşılaşmalarda ise yine Andenberg’i sayı ile yendi.
1948 senesinde İnönü stadında yapılan Türkiye karakucak müsabakalarında 70 kiloda Türkiye şampiyonu oldu. Artık güreşte tam anlamıyla ustalaşan Zafer, güreş tekniğiyle minderde doyumsuz seyir yaratıyordu. Güreşçimiz uzun boyu, kemik gibi kuru, bir dirhem yağ taşımayan vücuduyla pek zayıf görünürdü. Onun bu zayıflığına aldanan rakipleri güreşe başlayınca ondaki acı kuvvete hayret ederdi. Karakucaktan yetiştiği için serbest güreşin her türlü oyununu ve karşılıklarını bilirdi. Nurettin Zafer, uzun boyuna göre az olan kilosunun getirdiği dezavantajı mükemmel tekniği ile avantaja dönüştürmeyi başardı. Ayrıca sarmayı vurduktan sonra rakibini, ayağını doladığı yana doğru çevirip tamamlayıcı oyunla tuşa gitmek olan kendi buluşu “Arap Oyunu” ve “kilit” adı verilen yeni oyunlar icat etmesi nedeniyle de en teknik güreşçilerden biri olarak gösterildi. Genç Nurettin böylece, 62 kiloda Türkiye Güreş Milli Takımı’nın değişmez bir güreşçisi oldu.
Kendi kilosunda dünyanın en uzun boylu güreşçisiydi
birlikte, 1949’da Yaşar Doğu’nun da içinde bulunduğu milli takımla Avrupa turnesine çıktı. İsveç, Belçika, İtalya gibi ülkelerin muhtelif şehirlerinde düzenlenen güreşlere katılarak Avrupalı güreşçilerle müsabaka yaptı. Bu turneden sonra yurda dönen milli takım, İstanbul’da düzenlenecek olan Avrupa Güreş Şampiyonasına Emirgân’da İbrahimpaşa koruluğundaki kampta hazırlandılar. 1949 İstanbul Avrupa Şampiyonası’nda milli mayoyu giyen Zafer, 1 metre 76 santimlik boyu ile kilosunda dünyanın en uzun boylu güreşçisiydi. Şampiyonada 1 numarayla başladığı güreşlerin ilk turunda Mısırlı Mahmud Ali Hasan’ı, ikinci turda Finli İlmari Ruikka’yı tuşla yendi. Üçüncü turda ise İsveçli rakibi Olle Anderberg’i sayı ile yendi. İranlı Hasan Sadiya’yı yenmesine rağmen, jüri Nurettin Zafer’in tuşla kaybettiğine hükmedince anasının ak sütü gibi hak ettiği şampiyonluktan uzaklaşıp sıkletinde bronz madalyada kaldı. Onun yerine sayıyla mağlup ettiği İsveçli Olle Anderberg birincilik kürsüsüne çıktı.
1951’de kardeşi Haydar Zafer ile birlikte Finlandiya-Helsinki Dünya Güreş Şampiyonası’nda milli mayoyu giydi. 15 kilo düşerek takıma giren Nurettin Zafer, Helsinki’deki turnuvada İsveçli Henry Holmberg gibi çok iyi yetişmiş bir güreşçiyi sayı ile yendi. 62 kiloda çok üstün güreşen Nurettin Zafer’in, diğer bir zorlu rakibi de Finli Ruikka idi. Zafer, Finlandiyalı Ruikka’ ya sayı ile galip geldi. Başlangıçta Finlandiyalı biraz üstün güreşmişse de çok geçmeden güreş Nurettin Zafer’in hâkimiyetine geçti. Nurettin Zafer ilk devrede Finlandiyalıya kle taktı. Bir aralık Ruikka’ da kle takarak Nurettin Zafer’i yarım dakika kadar alta aldı ve böylece ilk devre berabere bitti. İkinci devrede Nurettin Zafer’in taktığı kuvvetli sarma neticesinde Ruikka zor duruma düştüyse de tuş olmaktan kurtuldu. Son devrede yorgun düşen Finlandiyalı genellikle pasif güreşti. Puan üstünlüğüyle Zafer güreşin galibi oldu.
62 kilo güreşlerinin ikinci karşılaşması Nurettin Zafer ile Alman Ferdinand Schmitz arasında oldu. Ferdinand Schmitz’i 11 dakika 50 saniyede tuşla yendi. Her iki güreşçi mindere çıktıklarında Nurettin Zafer’in boyunun rakibinden çok uzun olduğu görülüyordu. Zafer güreşe başlar başlamaz rakibine daldı. Fakat Alman güreşçi bu hamleden kurtulmaya muvaffak oldu. Zafer bunun üzerine kle ile Schmitz’i zor bir duruma soktuysa da Alman güreşçi bundan fevkalade bir şekilde kurtuldu. Bunun üzerine güreşçimiz Almanı saltoya aldı. Tam yere vuracağı esnada Alman bu saltodan da kurtuldu. Zafer, burgu ve ayak sarmalarıyla rakibini ezmeye başladı. Ferdinand Schmitz son gayretle kurtulmaya çalıştıysa da iki dakika sonra çift kle ile sırtı mindere yapıştı.
1951 yılında 62 kiloda Dünya Şampiyonu oldu
62 kilonun son güreşi Nurettin Zafer ile Mograbi Müomini arasında oldu. Zafer kendini dünya şampiyonluğuna götüren bu güreşi 10 dakika 1 saniyede tuşla kazandı. İlk anları başa baş geçen güreşin, her iki güreşçinin pasif bir şekilde tutuşması yüzünden her iki güreşçi de orta hakemden ihtar aldı. İlk devrenin sonuna doğru Zafer, İranlıyı altına aldıysa da bir şey yapamadığından ilk devre berabere sona erdi. İkinci devrenin ilk üç dakikasında Zafer altta güreşti fakat rakibi bir şey yapamadı. Zafer ikinci üç dakikada üstte güreş başlar başlamaz İranlıyı kündeye almak istedi, muvaffak olamadı. Fakat ikinci denemesinde mükemmel bir kündeye aldıktan sonra çevirerek sırtını yere yapıştırdı. Böylece Nurettin Zafer 62 kiloda Dünya Şampiyonu oldu. 1951 Dünya Güreş Şampiyonası serbest stil kategorisinde ilk defa düzenlenen organizasyondu. Müsabakalara ev sahipliğini Finlandiya’nın Helsinki kenti yaptı. Bu şampiyonada 6 altın madalya ile Türk güreş takımı, takım halinde de birinci olmuştur. Nurettin-Haydar Zafer kardeşler bu efsane takımın efsane güreşçileri olarak tarihe adlarını yazdırdılar.
Nurettin Zafer, Helsinki’den memlekete dönüşünde havaalanında şampiyonlukla ilgili şunları söyledi:
“İstanbul’daki şampiyonada bir kazaya kurban gidip birincilikten olunca, en büyük gâyem milletime kilomda bir şampiyonluk kazandırmaktı. Helsinki’de bu gâyemi tahakkuk mevkiine koymam için bütün mevcudiyetimle güreştim. Zaten kamp sırasında da iyice hazırlanmıştım. Bu bakımdan da kendime güveniyordum.”
Nurettin Zafer’e, yurda döndükten sonra armağan olarak işçisi olduğu İstanbul Fatih’teki Cibali Tekel Kutu fabrikasında düzenlenen törenle altın bir kol saati ve büyük bir oda halısı verildi.
Mindere son kez Yaşar Doğu’nun jübilesinde çıktı
Nurettin Zafer, 1952’de Güreş İhtisas Kulübü ile İsveç’e gitti. İsveç’te Stockholm, Malmö ve Göteborg’da güreşler yaptı. Bu turnuvadan sonra belinde bir sakatlık başladı. 1952 Olimpiyat seçmelerinde de bu sakatlığı yüzünden istediği sonuçları alamadı. 1953 yılında İstanbul’da düzenlenen Japonya-Türkiye temsili güreşlerinde ve yine İstanbul’da yapılan Türk Ocağı-İtalya güreş turnuvasında güreşti. Aynı yıl güreşi bıraktı. 1955 yılında Yaşar Doğu’nun jübilesinde dostu Yaşar Doğu’yu onurlandırmak için son kez mindere çıkarak Bayram Şit ile güreşti.
Nurettin Zafer aktif güreşmeyi bıraktı ancak içinde güreşçi yetiştirmek gibi sönmeyen bir ateşi ömrünün sonuna kadar taşıdı. 1965 yılında milli takımın serbest güreşçilerini çalıştırdı. Daha sonraları çeşitli kulüplerin antrenörlüğünü yaptı. 1971 yılında kardeşi ile birlikte İstanbul bölgesi güreş antrenörlüğüne getirildi. Güreş konusunda kendini geliştirmeyi hiç ihmal etmedi. 1973 yılında Yugoslavya’ya uluslararası antrenör seminerine katıldı. Bu sırada da İstanbul’da fabrikada çalışmaya devam etti. 1983 yılında Dünya ve Olimpiyat şampiyonlarına 40 yaşından sonra aylık bağlanmasını öngören yasa gereği kendine ve kardeşine üç ayda bir verilen cüzi bir miktarda olan şeref aylığı bağlandı. 1992 yılında ilk kez devletin zirvesi tarafından ilgi gören Nurettin Zafer, kardeşi Haydar Zafer ile Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın Olimpiyat, Dünya ve Avrupa şampiyonlarını çağırdığı yeni yıl kokteyline katıldı. Bu kokteylde şampiyonlarla ilgili bazı sözler verilmişse de bunlar maalesef tutulmadı. Emekli olduktan sonra Düzce’ye yerleşerek burada da güreşçi yetiştirmeye devam etti. Güreş Federasyonu Düzce İl Temsilcisi, Düzceli güreşçi, eski gençler Avrupa şampiyonu ve Dünya ikincisi Ramazan Topal’ı keşfedip yetiştiren Nurettin Zafer’dir.
İyi bir sporcu olduğu kadar müzisyen ve kültür adamıydı
Nurettin Zafer, çok sosyal ve çevresi tarafından sevilen bir insandı. İstanbul Fatih’te uzun yıllar oturdu. Düzce’den İstanbul’a gelen pek çok kişi önce onu ziyaret ederdi. Müşkülâtı olanlara elinden geldiğince yardım ederdi. 1967 yılında kurulan ve halen faaliyetini sürdüren İstanbul Abhaz Kültür Derneğinin 7 kişilik kurucuları arasında yer aldı. Bütün bunların yanında usta bir müzisyen olan Zafer, gittiği tüm güreş kamplarına akordeonunu da götürür boş vakitlerinde Abaza müzikleri icra ederdi.
Dindar bir Müslüman olan Zafer, çocukluk yıllarında başladığı namazı ömrünün sonuna kadar terk etmedi. Güreş Milli Takımında kardeşi ile kendisine gittikleri her kampta namaz kıldıkları için diğer güreşçiler ve antrenörler tarafından “Kampın Sofuları” adı takılmıştı. Devletin başarılarından sonra verdiği silah atölyesi ve satış ruhsatını da dini sebeplerden dolayı kullanmadı. Bir Müslüman bir Müslümanı bizden aldığı silahla öldürmesin diye düşündüğü için bu teklifi reddetti. Güreşi bıraktıktan sonra Suudi Arabistan devleti tarafından yapılan çok iyi maaşlı antrenörlük teklifini de Türk Milli Takımı’na karşı başka milletleri çalıştırmak istemediği için, ihtiyacı olmasına rağmen reddetti.
Evli ve dört çocuk babası olan Nurettin Zafer 25 Haziran 1991’de geçirdiği ani bir kalp krizi ile vefat etti. Nurettin Zafer’in mezarı Düzce’deki aile kabristanında bulunmaktadır. Nurettin Zafer’in adı, Düzce’de Camikebir mahallesinde bir sokağa ve 2007 yılında Düzce Belediyesi tarafından Düzce Stadyumu yan sahasına verilmiştir.
HAYDAR ZAFER (1917-1994)
Haydar Zafer, 1917 yılında dünyaya geldiğinde babası Tahir Bey Çanakkale Savaşı’ndaydı. Oğlunun doğduğunu savaşa giderken yolda haber alan baba, ismini Haydar koyun diye evine haber göndermişti. Bu aynı zamanda evine gönderdiği son haberdi. Haydar, Arapça’ da aslana, özellikle sürü lideri olan erkek aslana verilen bir isimdir. Veriliş sebebi de aslanın ensesinin kalınlığı ve pençelerinin güçlülüğüdür. Eski pehlivan Tahir, muhtemelen Hz. Ali’nin güreşçi olmasından mülhem son evladına Haydar adını verdi. Ne kadar isabetli bir isim verdiği minik Haydar büyüyünce anlaşıldı. Tahir Bey Çanakkale’de şehit düşmüş, Dokuz çocuğun en küçüğü olan Haydar, hayata yetim başlamıştı. İlkokulu Konuralp İlkokulu’nda bitirdi. Kalabalık ailesi ile birlikte çocukluk ve ilk gençlik dönemlerini köyünde geçirdi. Ataerkil bir yapıya sahip olan geniş ailesinin içinde Abaza görgülü yaşamının yazısız kurallarını ihtiva eden Apsuva Khabze’ye göre yetiştirildi. O da ağabeyi gibi annesinin rahle-i tedrisinden geçerek dini eğitimini küçük yaşta tamamladı.
Ağabeyi, Milli Takım’a giden yolda ilk hocasıydı
En küçük olmasından mıdır bilinmez, Haydar Zafer ailenin yaramaz çocuğuydu. Diğer kardeşleriyle karşılaştırılınca ailenin en gürbüzü ve güçlüsüydü. Bu kuvvet ve güç daha sonraki yıllar güreş minderlerine de yansıyacaktı. 15-16 yaşlarındayken ağabeyleri Fâzıl ve Nurettin Zafer’in teşviki ile güreşe başladı.1935 yılından itibaren ağabeyi Nurettin ile birlikte düğünlerde ve yerel müsabakalarda yağlı güreş yapmaya başladı. Yerel yağlı güreşlerde büyükorta birinciliğine kadar çıktı. 1940 yılında vatanî görevini yapmak üzere askere gitti. Beş seneyi aşkın bir süre askerlik yaptı. 1945 yılında II. Dünya Savaşı sonrasında Düzce’ye döndü. Yerel turnuvalarda güreşe olan istidâdı ortaya çıktı. Bunun üzerine, ağabeyi Nurettin Zafer tarafından 1946 yılında Ankara’ya götürüldü. Silah fabrikasında çalışan Nurettin Zafer kardeşine de Silah fabrikasında iş bularak Ankara’da ağabeyinden minder güreşini öğrendi. Acı bir kuvvete sahip olan Haydar Zafer, ağabeyinin öğrettiği teknikleriyle kısa sürede Milli Takım güreşçisi oldu. Ankara’dan İstanbul Kasımpaşa Güreş Kulübü’ne transfer oldu. 1949 yılında milli takımla birlikte Avrupa turnesine çıkmadan önce 73 kiloda bir defa bölge iki defa da Türkiye, birincisi olmuştu.
1949 yılında güreş milli takımıyla 73 kiloda güreşmek için ağabeyi Nurettin Zafer’in de dâhil olduğu 11 kişilik kafileyle birlikte Avrupa turnesine gitti. Turnuvaya katılmadan önce milli takımın kıymetli hocası Nuri Baytorun Haydar Zafer için: “Haydar çok kuvvetlidir. Zehir gibidir fakat acemidir. Bakalım ne yapacak?” dedi. Bu turnuva Haydar Zafer’in yurtdışına ilk çıkışıydı. Formundaydı, acemiydi ama kuvveti ve maneviyyesi yerindeydi. Havaalanından binlerce kişinin uğurladığı güreş kafilesi 35 gün sürecek turnuvada serbest ve Grekoromen stillerde güreşler yaptı. Avrupa turnesinin programı şöyleydi:
4 Martta Bari’de Serbest
6 Martta Cenevre’de Serbest 12 Martta Bern’de Grekoromen 13 Martta Zürih’te Serbest
17 Martta Stockholm’de Serbest
18 Martta Stockholm’de Grekoromen 20 Martta Eshistivna’da Serbest
23 Martta Malmö’de Grekoromen100
Bu turnuvada yaptığı güreşler, onun minder güreşinde iyice pişerek ustalaşmasını sağladı.
1951 yılında 79 kiloda Dünya Şampiyonu oldu
1951’de ağabeyi ile birlikte Finlandiya-Helsinki Dünya Güreş Şampiyonası’nda Milli mayoyu giymeye hak kazandı. Haydar Zafer Helsinki Dünya şampiyonasına gitmeden havaalanında şunları söyledi: “Bu sefer kendimi her zamankinden daha formda ve iyi hissediyorum. İnşallah, bu hissimde yanılmayarak memleketime bir şampiyonluk kazandırırım.”
Helsinki Dünya Güreş Şampiyonası’nda 79 kiloda İlk güreş Haydar Zafer ile Şahın aslanı unvanlı İran’ın efsanevi güreşçisi Gulam Reza Tahti arasında oldu. Zafer, güreşi ittifakla kazandı ise de müsabaka başından sonuna kadar başa baş geçti. Gulam Reza Tahti ile güreşçimizin aynı kuvvette oldukları belli oluyordu. İranlı güreşe daha iyi başlamışsa da çok açık verdiğinden ilk devre berabere ilan edildi. Birinci devre sona erdikten sonra Zafer daha da açıldı ve bilhassa kündeleriyle rakibini bunalttı. Son devrede her iki müsâbık bütün enerjilerini sarf ederek güreştilerse de Zafer güreşi İranlıya kaptırmadı ve ittifakla kazandı.
Haydar Zafer ikinci güreşini Finlandiyalı rakibine karşı yaptı. Bu güreş durgun bir hava içinde başladı. Fakat aradan iki dakika geçmeden Haydar Zafer beklenmedik bir anda Finlandiyalıyı altına aldı ve hasmını sarmaya başladı. Fakat hasmı bundan kurtularak iki dakika sonra ayağa kalkmaya muvaffak oldu. Zafer ayakta güreşmeyi tercih etti. Fakat müteakip dakikalarda hiçbir netice alamadı. Bir aralık burnu üzerine düşen Haydar bir müddet dinlenmek zorunda kaldı. Oyuna tekrar devam edilirken Finlandiyalı Zafer’i savurmak istediyse de kendisi yere düştü ve Zafer üstüne abanarak altına aldı ve köprüye getirdi. Fakat Finlandiyalı bu muhakkak tuştan kendisini kurtardı. Haydar Zafer, maçın sonunda Finlandiyalı Aorno Seppavlae’yi ittifakla yendi.
79 kiloda Haydar Zaferin şampiyonluğa uzandığı son karşılaşmanın ilk devresi her iki güreşçinin aldıkları neticesiz birkaç oyunu müteakip berabere bitti. Yerde Göte Ekström sarmayı tecrübe etti. Fakat bundan bir netice alamadı. Zafer hasmının oyununu bozarak İsveçliyi kündeye aldı ve aşırttı. Fakat İsveçli minder dışına düştü. Haydar Zafer tatbik ettiği oyunlarla oyunu kendi lehine çevirmiş bulunuyordu. Son devrede Göte Ekström bir iki ümitsiz dalış yaptı, fakat alta düşmekten kurtulamadı. Haydar Zafer evvela kleyi tecrübe etti. Sonra burguya geçti ise de İsveçli minder kenarına kaçarak bunlardan kurtulmasını bildi. Devre sona erdiğinde hakemler Haydar Zafer’i ittifakla galip ilan ettiler. Böylece güreşçimiz 79 kiloda Dünya şampiyonu oldu. 1951 Finlandiya Helsinki Dünya Güreş Şampiyonası serbest stil kategorisinde iki kardeş 62 ve 79 kilolarda Dünya Şampiyonu olmuştular bu dünyada bir ilkti. Müsabakalara ev sahipliğini Finlandiya’nın Helsinki kenti yaptı. Bu şampiyonada 6 altın madalya ile Türk güreş takımı, takım halinde birinci oldu.
1952 Ocak ayında Milli Takım serbest ve grekoromende dört karşılaşma yapmak üzere İsveç’e gitti. 11 güreşçinin katıldığı kafilede 79 kiloda Haydar Zafer de vardı. İsveç’te yapılan İsveç-Türkiye milli maçlarında Grekoromen stilde Haydar Zafer, Lars Ardvidsson’u yenmiştir. 1952 Helsinki Olimpiyatları öncesi idman mahiyetinde yapılan bu müsabakalarda Haydar Zafer rakiplerine karşı üstün güreşler çıkarmıştır.
Olimpiyat seçmelerinde başarılı olup Türk Milli Takımı’na girerek 1952 Helsinki Olimpiyatlarına katılan Haydar Zafer, K. Reitz’e karşı üstün bir güreş çıkartmış ve rakibini ittifakla yenmiştir. Haydar ikinci güreşini Helsinki Dünya Şampiyonası’nda yendiği İranlı Gulam Reza Tahti’ye karşı yapmıştır. Ama maalesef Gulam Reza Tahti bu defa Haydar Zafer’i ittifakla yenmiştir. Olimpiyatlarda üçüncü güreşini Meksikalı Asson karşı yaptı. Haydar Zafer bu maçta derhal hücuma geçip bir ayak kapmasıyla rakibini altına almıştır. Bundan sonra zorlamaya başlamış ve 5 dakika 5 saniyede tuşla galip gelmiştir. Yaptığı maçlar sonucunda Haydar Zafer 1952 Helsinki Olimpiyatları’nda 79 kg’da 5. oldu.
34 yaşında Milli Takım kaptanı olarak güreşi bırakıyor
1953 yılı Haydar Zafer’in güreş kariyeri için verimli bir yıl olmuştur. Toplamda dört turnuvaya katılan güreşçimiz üçünde İstanbul’da, birinde de İsveç’te güreşmiştir. Bunlardan ilki şubat ayında İstanbul’da yapılan Japonya-Türkiye temsili güreşleridir. Bu turnuvada 87 kiloda Haydar Zafer rakibi Japon İpo’ya künde ve sarmalarla hâkimiyet kurdu ve ittifakla galip geldi. Turnuvaların ikincisi, İtalyan güreşçiler ve Türk Ocağı güreş takımı arasında aralık ayında İstanbul Spor ve Sergi Sarayında yapıldı. 87 kiloda Haydar Zafer Pocci’yi 11 dakika 15 saniyede tuşla yendi. 1953 Kasım ayında İsveç Stockholm’de Haydar Zafer’in de içinde bulunduğu Türkiye-İsveç Grekoromen Milli Takımları arasında yapılan güreş karşılaşmalarında Türkiye 5-3 galip geldi. Yine aralık ayında İtalyan Audace Kulübü ile Türk Ocağı güreşçileri arasında İstanbul’da müsabakalar düzenlendi. 87 kiloda Haydar Zafer Cerroni’yi tuşla; Pocci’yi 11 dakika 15 saniyede tuşla yenmiştir.
1954 yılında ise yine Avrupa ülkelerinin güreş takımları Türk güreşçilerle güreşmek ve kendilerini denemek için İstanbul’a akın ettiler. Yugoslav Partizan Güreş Kulübü şubat ayında İstanbul’da İstanbul karmasıyla güreşmiştir ve 5-3 kaybetmiştir. 87 kiloda güreşen Haydar Zafer Vediç’e 1 dakika 28 saniyede tuşla galip gelmiştir. İki maç yapmak üzere İstanbul’a gelen Alman Demiryolları Güreş Karması Kasımpaşa ile yaptığı müsabakaları 7-1 kaybetmiştir. 87 kiloda Haydar Zafer Schtelzer ve Herzer’i yenmiştir. İstanbul’a gelen Finlandiya Milli Güreş Takımı, milli takımımızla 11-12 Aralık’ta güreş yaptı. Haydar Zafer 87 kiloda güreşti. 1955 yılı, Haydar Zafer’in son bir defa uluslararası şampiyonaya katılıp güreşi bıraktığı yıldır. O yılın en önemli güreş müsabakası Dünya Grekoromen Güreş Şampiyonasıdır. Şampiyonadan önce ocak ayında Macar Grekoromen Milli Takımı ile hazırlık güreşleri yapıldı. Macar güreş takımı ile güreşleri milli takımımız kazandı. Haydar Zafer Rezner ile güreşti ve galip geldi. Dünya Grekoromen Güreş Şampiyonası Almanya’nın Karlsruhe şehrinde yapıldı. 87 kiloda şampiyonaya katılan Haydar Zafer, Dünya Grekoromen şampiyonasında ilk karşılaşmasında yenildi ama ikinci günde Avusturyalı rakibi Wiesberger’i ittifakla yendi. Haydar Zafer bu turnuva yapıldığında 34 yaşındaydı, Türk Milli Takımının kaptanıydı ve o zamana dek 32 defa milli olmuştu. Bu turnuva Haydar Zafer’in son müsabakasıydı. Son güreşini de 1955’in 30 Ağustos’unda Yaşar Doğu’nun jübilesinde Bekir Büke ile yapmıştır.
Haliç Güreş Kulübü’nü kurarak yeni yetenekler keşfetti
Aktif güreşi bıraktıktan sonra antrenörlük yapmaya başlayan Zafer, 1962 yılında Macar Milli Takımıyla güreşecek Milli Takımı çalıştırdı. Daha sonra İstanbul bölge antrenörü olan Haydar Zafer çalışmalarından dolayı gümüş kupa ile ödüllendirildi. FILA, 1973’te eski Olimpiyat ve Dünya Şampiyonlarına hatıra rozetleri verdi. Haydar Zafer’e ve ağabeyine de altın rozet takdim edildi. Kırkpınar’dan da kopmayan Zafer o yıllarda Kırkpınar’da kule hakemliği yaptı.
1961 yılında Haliç Güreş Kulübünün kurdu ve 1974 yılına kadar Mehmet Tepe, Gürbüz Lü, Münir Çalışkan, Mazhar Cengiz gibi Milli Takım’a giren ve uluslararası dereceler alan yeni güreşçileri, yeni yetenekleri keşfedip yetiştirdi. 1974’te Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü’nde görevli 14 güreş antrenörüyle birlikte emekliye ayrıldı.
Haydar Zafer faal güreşi bıraktıktan sonra da her daim güreşin içinde oldu. Türk Milli Takımı zirveden yavaş yavaş düşüp yıldan yıla kötü sonuçlar almaya başlayınca bu durumdan rahatsız oldu. 1970’te verdiği bir röportajda dert yanarak bu durumu ‘ruhsuzluğa’ bağlayıp şöyle dedi: “Şimdiki gençlerde her şeyden önce ruh yok. Yenilen minderden gülerek ayrılıyor. Hâlbuki bizim zamanımızda güreş mert insanların sporuydu. 1951 yılında başımdan şöyle bir olay geçti. Helsinki’de şampiyon olup dönmüştüm. İstim üstünde bir güreşçiydim. O sıralarda bir yağlı güreş tertip ettiler. Bana rakip olarak Tekirdağlı Hüseyin’i seçtiler. Tekirdağlı o zaman tam 55 yaşındaydı. Kendisine haber gönderip boşu boşuna güreş meydanına çıkmamasını söyledim. Tekirdağlı Hüseyin kızmıştı. Arada elçi olanlara benim için erkekse, mertse meydana çıkar demişti. Böyle bir cevap alınca ben de Bağlarbaşı’nın yolunu tuttum. Hüseyin’in karşısına çıktım. Güreş uzadıkça uzuyor, Tekirdağlı dayandıkça dayanıyordu. Nihayet 3-4 saat sonra ben güreşi bırakmak zorunda kaldım. Tekirdağlının elini öptüm. Kendisinden özür diledim. İşte bizim zamanımızda ve bizden öncekilerin mertliği böyleydi. Nerede şimdikiler, nerede eskiler?”
Güreşe olduğu gibi hayata da bağlıydı
1983 yılında Dünya ve Olimpiyat şampiyonlarına 40 yaşından sonra aylık bağlanmasını öngören yasa gereği üç ayda bir verilen çok cüzi bir miktarda olan şeref aylığı kendisine bağlandı. Emeklilik yıllarında güreş tecrübesinden faydalanmak için bakanlık, 1985 yılında İstanbul Bölge Güreş Tertip Komitesini yeniden belirleyerek Haydar Zaferi dört üyeden biri olarak görevlendirdi.
Haydar Zafer çevresinde hem alçak gönüllülüğü hem de mertliğiyle tanınırdı. Öte yandan nüktedanlığıyla da bilinirdi. Ali Gümüş “Bana Güreşi Sevdiğini Söyle” adlı kitabında bir anısını şöyle naklediyor: “Haydar Zafer Haliç Kulübü’nün başındayken Türk güreşine unutulmaz emekler verdi. Damar tıkanıklığı nedeniyle bir ayağı kesilince ziyaretine gitmiştim. Bu durumda bile keyfi yerindeydi ya da keyifli görünmek istiyordu. Gülerek lafa başlamıştı: ‘En çok yengenin işi hafiflediği için sevinçliyim.’ dedi. Söylediğini anlamadığımı belirtince açıkladı: ‘Biliyorsun ben Kafkasyalıyım. Çizme giymeyi de pek severim. Çizmelerimi bana hep yengen giydirir ve yine o çıkartırdı. Şimdi işi yarı yarıya azaldı.’ dedi.”
Zafer kardeşler cesaretleri ve sözlerine bağlılıkları ile bilinirlerdi. Yalan konuşmaz, yalan yere yemin etmez, doğru bildiklerini söylemekten çekinmezlerdi.
Olipiyat Şampiyonu Bayram Şit’in ‘’Gücünü Yüreğinden Al’’ başlıklı biyografi kitabında da geçen hadise bunun güzel bir örneğidir. Kore Savaşı’nın sürdüğü yıllarda Olimpiyat Takımına girmek için mücadele eden Bayram Şit Nurettin Zafer’le seçmelere kalmış, iki kere üstünlük sağlamasına rağmen üçüncü bir seçme daha yapılacağı haberini almıştır. Tüm seçmeler boyunca ağabeyini destekleyen Haydar Zafer rakip sporcunun canının sıkkın olduğunu anlayınca odasına giderek şöyle demiştir: “Bak Bayram, seni ağabeyimden ayırt etmem bilirsin. Takıma girmeyi de sonuna kadar hak ettin, üçüncü seçme için canını sıkma. Necati Hoca sana güvenmediği için değil, Dünya Şampiyonu tecrübeli bir güreşçi olduğu için ağabeyimi takıma almak istiyor. Moralini bozma, daha önceki seçmelere çıktığın gibi çık, kendini de riske atmadan güre. Mayo senindir!” Aynı kitapta geçen cümlelere göre hadise şöyle devam eder:
“Bayram ne diyeceğini şaşırmıştı. Koskoca Dünya Şampiyonu Haydar Zafer, şampiyon ağabeyinin rakibine moral verip, destek oluyordu. Haydar Zafer’e sarılan Bayram: ‘Ben seçme yapmaktan çekinmem de, hoca ne yapsam ne etsem takıma almeyecek deye korkuyom’ deyince Haydar Zafer: ‘Olmaz öyle şey! Olsa bile hepimiz senden yana oluruz!’ diyerek ne kadar büyük bir yüreğe sahip olduğunu bir kere daha göstermişti.”
Son nefese kadar apsuva khabze
Haydar Zafer de ağabeyi gibi samimi bir Müslümandı. Küçük yaşlardan itibaren başladığı namaz ve ibadeti son nefesine kadar devam ettirdi. Güreş camiasında doğruluğun, dürüstlüğün ve yiğitliğin sembolü gibiydiler. Haydar Zafer hem minderde hem de gündelik hayattaki doğruculuğunu, geleneklerine bağlılığını güreş sporunun felsefesiyle birleştirdi. Başından geçen birçok olay karşısında takındığı tutum ve davranışlar bu tespiti doğrular niteliktedir. 1989 yılında şeker hastalığı ve damar tıkanıklığı nedeniyle ameliyatla sol bacağı kesildi. İyileştikten sonra Güreş Vakfı takılacak protez bacağı maddi olarak karşılamak istedi ve 5 bin lira gönderdi. Haydar Zafer bu parayı geri çevirmek istedi ancak Vakıf, Zafer’in güreşe verdiği hizmetler nedeniyle bu teklifinde ısrar etti. Protez bacağın masrafı 2 bin 400 lira tuttu. Ameliyat sonrası Güreş Vakfı’na bir mektup yazan Zafer; 5 bin liradan, 2 bin 600 liranın arttığını söyleyerek teşekkür etti. Artan paranın ihtiyaç sahibi başka güreşçilere verilmesi arzu ettiğini belirterek parayı Güreş Vakfı’na iade etti. O dönem Türk Güreş Vakfı Başkanı olan Mustafa Dağıstanlı, konu daha sonra kendisine sorulduğunda şu sözleri söyleyecekti: “Bütün hayatımda ben bu kadar dürüst adam görmedim diyebilirim. O, örnek bir sporcuydu.”
Evli ve üç çocuk babası olan Haydar Zafer’in, ameliyattan sonra sağlığı günden güne bozuldu ve 28 Haziran 1994 tarihinde ahirete irtihâl etti.
Dünya Şampiyonu olan güreşçi, çocuklarına her zaman bireysel sporların mutlak disiplin, tam konsantrasyon gerektirdiğini söylerdi. Onlar da okuyabilmeleri için büyük çaba sarf eden babalarının öğütleri doğrultusunda eğitim hayatlarına ağırlık verdiler, fakat güreş sporuna da her zaman yakın oldular.
Büyük oğlu Cezmi Zafer lise yıllarında güreşe başlamış, serbest güreşte Gençler İstanbul Bölge 2.liği ve 3.lüğüBüyükler İstanbul Bölge 2.likleri elde etmiştir, üniversitelerarası müsabakalarda Türkiye 3.lüğü gibi dereceler kazanmıştır. Sonraki yıllarda güreş sporunun gelişimini desteklemeye yönelik çalışmalar üzerinde durmuş, babasının kuruculuğunu yaptığı ama 1980 İhtilali’nde kapatılan Haliç Güreş Kulübü’nü yeniden açarak Genel Sekreterliğini üstlenmiştir. Bu kulüpten Türkiye ve Avrupa şampiyonlukları, dünya olimpiyat dereceleri elde eden nice sporcular yetişmiştir. Haydar Zafer’in ortanca oğlu Azmi Zafer de profesyonel anlamda kısa bir süre ilgilendiği güreş sporunda Gençler İstanbul Bölge Şampiyonu olmuştur. Küçük oğlu Cem Zafer ise Spor Akademisi döneminde güreşle ilgilenmiş fakat aktif spor hayatı olmamıştır.
Hanzade Hanım’ın yiğitliği
Nurettin ve Haydar Zafer… Bu iki öz kardeş aynı turnuvada Dünya Şampiyonu olarak Türk ve Dünya tarihinde bir ilki gerçekleştirdiler. Gücü ve yüreği bir arada tutmayı başaran yiğit güreşçiler olarak da spor tarihimize isimlerini kazıdılar. Övgüyü, hatırlanmayı, yaşatılmayı fazlasıyla hak etiklerini kim inkâr edebilir? Peki ya dokuz yetim çocuğu bir arada tutmayı, eğitmeyi, yokluk içinde bile güçlü ve zinde büyütmeyi başaran Hanzade Hanım’ın yiğitliği olmasaydı, ülkece sahibi olduğumuz bu güzel hikâye yine de yaşanabilir miydi?
Hanzade Hanım çocuklarının birer Dünya Şampiyonu olduğunu gördükten hemen sonra, 1952 yılında hayata gözlerini yumdu. …….
Evet sona geldiniz. Biraz uzun olduğunun farkındayız ,ama bence okumanıza değdi.
1970’ li yıllarda aynı dönem güreştiğimiz ve rakip olduğumuz Cezmi ile uzun yıllardır dostluğumuz hiç ama hiç kesilmedi.
2001 Yılında Şansal Federasyonunda ; Bir müddet beraber organizasyonlarda beraber Türk güreşi için çalıştık. Bir ara’ da ; A Milli Takım’ da Salih BORA ile beraber milli takımda antrenör olarak görev yaparken , Cezmi’ de TDİ” ‘de Basın ve Halkla İlişkiler ‘de başta spor olmak üzere güreş için haberler yaptı. Birde sağ olsun ; Biz bir müsabakaya giderken ;
Milli Takımımızın tüm bireylerine bir malzeme yardımı olmuştu.
Cezmi’ nin çok değişik ,fevkala’de Türk güreşi için her daim orijinal düşünceleri olmuştur. Bunları bazen bir araya geldiğimizde paylaşırız.
Dostluğumuz seyrek te olsa ; Cem ile de devam etmiştir.
Cezmi ZAFER dediğinizde ve googlee’ arama motoruna bastığınızda ;
Haydar ve Nurettin ZAFER kardeşler karşınıza çıkar.
Biri babası, diğeri amcası ..
Bu arada “Kıvılcım Ajans” ’ da sahibidir.
Ara sıra güreş için Şampiyonlar projesi adı altında güzel ve anlamlı eserleri Spor basınında paylaşır.

Ahmet Seven beyden;
4 Ocak ·
Haydar Zafer (1925-1994)
Talebesi-Dünya Şampiyonu
Ben bütün kötü alışkanlıkları olan bir gençtim, ağabeyim Nurettin Zafer ile yaşıyordum. Güreşe karşı kabiliyetliydim. Ancak çabucak yoruluyordum. Ağabeyim bana kızardı. Ama söz geçiremezdi. Yaşar Doğu ile bir antrenmanda beraber çalışma fırsatı buldum. Beni gördükten sonra ağabeyime; “Senden utanır, benimle yalnız kalsın onunla bir de ben güreşeyim.” Der. Bana dönerek; “Aslanım! Sen iyi bir güreşçi olacaksın ancak içki içiyormuşsun, gece hayatın varmış. Bu tip alışkanlıklarla şampiyon olamazsın. Sen antrenmanlarını benimle yapacaksın’ dedi. Beni ikna etti. O sene Türkiye Şampiyonu, hemen ardından da Dünya Şampiyonu oldum”

Gazanfer Özdemir beyden ;
27 Kasım 2020 ·
1951 ilk serbest gureş dünya şampiyonası
FİNLANDİYA HELSİNKİ
Serbest güreş Türk Milli Takımı
52 KG ALİ YÜCEL ALTIN
57 KG NASUH AKAR ALTIN
62 KG NURETTİN ZAFER ALTIN
67 KG İBRAHİM ZENGİN BRONZ
73 KG CELAL ATİK ALTIN
79 HAYDAR ZAFER ALTIN
87 KG YAŞAR DOGU ALTIN
AGIR ADİL CANDEMİR 6.
ANTRENÖR NURİ BOYTORON
MEKANLARINIZ CENNET OLSUN TÜRK MİLLİ MAYOSU İLE BİR İLKE İMZA ATANLAR
Daha Azını Gör

Prof. Dr. haluk KOÇ’ tan
Değerli büyüklerimi ve ailelerini tanımak ve azda olsa zamanı paylaşmaktan sevgili Nurettin amcamdan .teknik öğrenmekten mutluluk duydum iyi iki onları tanımışım aynı yerde yazları da olsa beraber olmuşum.
Cennet mekanları olsun.
Mert insanlar. Güreşin renkleri.
Çocuklarına ,torunlarına Allah sağlık ve mutluluk versin.
Haluk koç.

Dereceler;
www.unitedworldwrestling.org

BASINDAN

NURETTİN VE HAYDAR ZAFER KARDEŞLER ANISINA


Yaşar Doğu – 1951 – Helsinki – Serbest stil Güreş 87 kg Dünya Şampiyonu

Nurettin Zafer 62kg Dünya şampiyonu

Dün hayata gözlerini yuman Milli Güreşçi merhum Nurettin Zafer’in eşi Kıymet Zafer, bugün son yolculuğuna uğurlandı.

https://drive.google.com/file/d/0B7StkZ3q0GzVTGZYUjhHb2JsZkk/view

Sonuç olarak;
204 ..Bölüm; Güreşiyorum/Portre’ de
Haydar & Nurettin , Cezmi, Cem ZAFER ’ i bu kez ele aldık.
1. Portre olarak; YAŞAR DOĞU 1.07.2019 ile başladık. 26.12. 2020 Tarihinde “ 200 BÖLÜM PORTRE ile biraz soluklandık.
2. İki hafta aradan sonra 201 .Bölüm ile devam ediyoruz.
3. Portreleri; Facebook, İnstagram, Twiteer, www.guresiyorum.com ile Whatsaap gurupları ile sizlere ulaştırmaya gayret ediyorum.
4. Başta; İlk fikir Ramazan SAVRANBAŞI hocam ile başlamıştı. Yusuf TAŞKAN, Ömer SUZAN, Aydın KARABACAK ,Rafet ÜNVER ile daha çok bazen istişare ediyorum. Onların dışında da
Elbette bir çok değerli güreşçi arkadaşım ile yine istişare ediyorum..
5. Özellikle güreş sever ve sporseverlere siz değerli dostlarım olarak, yaptığınız çok değerli “Yorumlarınız” ve “ Beğeni “ ler ile bir kat daha anlam kazandı.
Zenginleşti. Adeta bütünleşti. Güreşiyorum/Portreler. Sağ olun sabrınız ve ilgi ve alakanız için..
Hatırlatma;
Hepimiz için bir uyarıda bulunmak istiyorum.
Pandemi sürecinde devlet yetkililerimiz ;
Hep söylüyor MMT (Maske-Mesafe, Temizlik )
Lütfen dikkat edip duyarlı olalım. Az daha gayret..
Esasında ;
Aralık ayında bir projeye daha başlamıştık.
1896-2016 Güreşiyorum/Olimpiyatlar ;O erken bitti.16 Bölümdü..

Şimdi; Öncelikle ;Tarihi fotoğraf ve belgeler, bilgi ve dokümanlar ile sizlere zengin bir arşiv sunma imkanı elde ettim.
Üstelik sizlerin özelden attığı ayrıca çok değerli fotoğraflar ile de; Arşivim bir kat daha büyüdü.

Başta Hard DİSK ‘ lerim, atakaratas53@gmail.com ile Bilgisayarımda hepsi arşiv li.
Arzu ettiğiniz veya istediğiniz takdirde sizlere atabilirim.

Yine; You Tube sayfamda ki Beş yüze yaklaşan ; Daha çok güreş ile ilgili videolar var “Ata KARATAŞ” sayfamda..
Türkiye Gazetesindeki ; Yaklaşık 20 Yılı aşkın süren “Güreşiyorum ” köşe yazımız İnternette mevcut. onlarda kayıtlı..

Önemli bir not daha;
Genelde ekseriyetle ;Güreşiyorum/Portrede hayatta olan değerli kişileri ele aldık..
Avrupa-Dünya ve Olimpiyat Şampiyonlarının Biyografisi www.guresiyorum.com da var.
-Çok değerli vefat eden Türk güreşine katkı sunanlara da yavaş yavaş yayınlamaya başladık.
Sonuç olarak;
Türk Güreşine katkı sunan;
Türkiye Güreş Federasyonu başkanları ,Teknik adam, Şampiyon, Akademisyen, Hakem, baba-oğul,
kardeşler, UWW’ de ve FILA’da ,CELA’ da görev yapan ve diğerleri ele aldık..
Nasip olursa ,
Hepsini PDF olarak tek sayfada www.guresiyorum.com ve ileride de Kitap inşallah..
– Uzun yıllardır sizlere; www.guresiyorum.com Sosyal medya ile
05053690202 ve 0532 7757725′ ten değişik yollarla karşılıksız hobi olarak ;
Özellikle başta güreş haberleri ve diğer sunmaya devam ediyoruz.
Allah ömür nasip ederse..
Bana ulaşmak için;
Ata KARATAŞ
-TGF Grekoromen Güreş A Milli takım Koordinatörü
-0532 775 77 25 Güncel ve whatsaap telefonum(Not; Whatsap’ taki güreş haberi almak isteyen oradan yazarsa eklerim uygun bir gruba hemen ),
-05053690202 (Mobil Mesaj telefonum.)
Haydi güreş ve sağlıcakla..
Güreş ile ve sağlıcakla kalın..
Ata KARATAŞ.

Yorum Gönder

Görüşleriniz bizim için önemlidir. Yorumunuz için teşekkür ederiz. *

*

Scroll To Top